direnişe selam
selam
ey nazımın nazı
davud taşlı çocuk
selam
toprağa
yalnızken düşene
Ve oradan çıkana
kırılana
yerilene
Ve kovulana
.....
bir ömür boyu
bir dava boyu
Çöle vurana
arkasında kudüs’ü
gazze’yi
Ve seni bırakana
ey gözümün nuru
hazanımda beni
hüzne makber eden davetçi
Ve doğurgan analar
Ve eli taşlı çocuklar
olacak olan oluncaya kadar
iz koyana selam
selam
göğümden ip salan kuşa
mescide
beşiğe
Ve ondaki halid’e
atıldığı zaman taşa
gönlüme
Islık çalan yaşa
düşerken yaprağa
yaşına ve kurusuna
hurmaya
dabbe için damlaya
düştüğü ana
görünmeyen hüdhüd’e
küsüp giden bülbüle
yasin’e
bahara ve güle
selam
.....
selam filistin
selam intifada
selam davud taşlı çocuk
selam ibrahim sözlü can
iffeti meryem olan anam
Ve bacım selam
.....
bir gazze sokağında
ah! Çocuğum
bir Muhammed halid yüreği
bir şekaki yüreği
olabilseydim keşke
toplayıp kavgamı
yaralı göğsüme değil
gözlerime
en gören yerine
intifada diye
koyabilseydim
alıp filistin’i
batan bir iğne gibi
ümmetin gözüne
sokabilseydim keşke
ey yüreği
yüreğim olan arkadaş
bunu yapabilseydim keşke
ama
bir filistindir bu sabah yüreğim
orası kadar
yetim bir duygu taşıyorum şimdi
ellerim sapanda
gözlerim yollarda
ömer bekliyorum
bir de
bedir’de gelen dostların
bir kez daha gelmesini
Çünkü sözleri vardı
geleceğiz dediler
Ve ben
geleceklerine inanıyorum
ümidim
şu gezen bulutlar kadar
rahmet dolu
ümidim
şu doğan güneş kadar
hayat dolu
sahi!
sen de böyle
benim gibi misin?
ey timsah gözyaşlarında
yüzen dostum!
dedim ya
ben
şu gezen bulutlar kadar
rahmet doluyum
hayat doluyum
Çünkü kitapta
konuşurken
duydum
bahar yarındır, dedi
yarın
Çiçekler gülecek
yarın
yasinler büyüyecek
Ve hurmalar
esmer olacak
“sabah yakın değil mi? dedi.